Bir taşra üniversitesi düşünün. Coğrafi konumu itibariyle Balkan üniversiteleriyle diyalog halinde, yabancı uyruklu öğrenci sayısı yüksek ki bu öğrencilerin gene çok büyük bir kısmı Balkan kökenli, uzun zamandır süren bir burs projesi var, güya bahar şenlikleri, kariyer festivalleri düzenler, çeşitli markalarla sık sık iş ortaklığı yapar, okulun geliri asla düşmez ama kazanılan para ne kadar artarsa yemekhane ücretleri de o kadar artar, topluluk bütçeleri o kadar kısılır, inşaatlar yarım kalır… 

İşte bu üniversite Trakya Üniversitesi. Ve bu hikaye rektör Erhan Tabakoğlu ve Trakya Üniversitesi öğrencilerinin hikayesi. Günümüzden Erhan Tabakoğlu’nun rektör olduğu 2016 yılına kadar olan bir süreci inceleyeceğiz. 

Mart 2020’den beri dünyayı saran Covid-19 virüsüyle mücadele ediyoruz. Vaka sayısı birken okullar “3 hafta tatil” dendi ve milyonlarca insan çeşitli üniversitelerden kendi ailelerinin yanına döndü. Okullar cidden 3 hafta tatildi. 3 haftanın sonunda online eğitim sorunsalı başladı. Süreci belki de en kötü yöneten üniversite Trakya Üniversitesi’dir. Geçen dönem e-ders platformu adı altında bir platform oluşturuldu. Dersler haftalık yüklenen pdfler ve pptlerle işlendi, sınavlar ödev sistemiyle yapıldı ve yaza kadar bu süreç geçti. Her öğrencinin online eğitime dahil olabilmesi bir ütopya, bunda bir anlaşalım. Dünya globalleşmiş olabilir, herkesin akıllı telefonu olabilir ama bu online eğitimin başarıyla sürdürülebileceği anlamına gelmez. Anadolu’nun ücra bir köşesine gitmenize gerek yok, hafızalarınızı biraz yoklarsanız Ankara Mamak’taki  bir annenin online eğitime girecek 3 çocuğunun aynı anda tek bir telefondan derse giremediği için geçirdiği sinir krizini hatırlarsınız.

2019-2020 dönemini ödev ve e-ders platformuyla geçiren Trakya Üniversitesi 2020-2021 dönemi için bir şirketle anlaşıp Microsoft Teams programı üzerinden hem canlı dersleri hem de sınavları halledebileceğini düşündü. YÖK ve üniversite sınavlardaki kamera, mikrofon zorunluluğu gibi meseleleri akademisyenlerin inisiyatifine bıraktı. Bu uygulamalar bölümden bölüme dersten derse kendi sınav güvenliğini(!) sağlaması için akademisyenlere anlatıldı. Gene hafızalarınızı zorlayın Trakya Üniversitesi’nden akademisyen Özer Özçelik bir öğrencinin ‘’Herkesin bilgisayarı ya da interneti yok.’’ demesi üzerine ‘’O zaman mezun olmasın, herkes üniversite mezunu olacak diye bir şey yok.’’ demişti. Hocalarımız sınav haftasındaki tavırlarıyla Özer Özçelik’in yanında olduklarını göstermişlerdir. Bu tavırların en başında Mimarlık Fakültesi’nde uygulanmaya çalışan ayna zorunluluğu gelmektedir. Öğrencilerden sınav süresince kameraya paralel bir ayna koyulması, bu sayede bilgisayarın arkasının ve etrafının gösterilmesi istenmiştir. Öğrenciler bir imza kampanyası ve tag çalışmasıyla kazanım sağlamış ve bu zorunluluğu kaldırtmıştır. Ancak biliyoruz ki hocalarımızın öğrencilerin özel alanlara ihtiyaçları ve sahip olmaları gerekliliğine inancı sıfırdır. Bizim de hocalarımıza notumuz aynı şekilde sıfırdır.  Bir diğer tavırsa soru sayılarına ve zorluğuna göre verilen sürelerin inanılmaz komik ve makul süreler olmaması. Bunu çok sevgili hocalarımız kopyayı önlemek adına oluşturduklarını söylese de birçok öğrenci mağdur edilmiş, mağdur edilen öğrencilere ‘’Bu sizin sorununuz.’’ denmiştir.

Gelelim pandeminin olmadığı o geçmiş ve güzel(!) günlere…

Trakya Üniversitesi’nin Edirne ilinin hemen hemen her ilçesinde en az 1 tane yerleşkesi var. Ve her yerleşkenin ayrı ayrı sorunları var ancak rektörlük bu sorunları çözmekten çok uzak. Zaten sorunların bir kısmını ‘’ Üniversite yönetimini bağlamaz.’’ Diyerek ekarte etmekteler. 

Trakya Üniversitesi bünyesinde 84 tane öğrenci topluluğu bulunmaktadır. Her topluluğa yıllık 10 Bin TL bütçe verilmektedir ancak verilmemektedir. Faaliyetlerine göre topluluklar için yıllık 10 Bin TL’lik bir bütçe bile yeterli değilken okul, YöK tarafından ona sağlanan ödeneği az bulduğunda bu bütçenin üstüne yatma potansiyelini göstermektedir. 

Gezi düzenleyemezsiniz, gezmeli etkinliklere izin verilmez, okulun bütçesi yok, benzin ne kadar haberiniz var mı? Başka üniversitelerden hoca çağıramazsınız, çağırıyorsanız buyurun konaklamasını ve yolunu karşılayın. Size her seferinde salon tahsis edilemez, nereden bilsin rektörlük kendi salonun o tarihlerde boş olup olmadığını? Gez dolaş salonları hangisi boşsa orada yaparsın etkinliğini…  

Tamam, peki, okul karşılamasın toplulukların ihtiyaçlarını, bütçeyi verin biz kendimiz karşılayalım. Ama yok ki bütçe. Okulun ödeneği çok az… 

2016 yılından beri rektör Erhan Tabakoğlu. 2016 eylülde okul yemekhanesinde yemek yemek 1,5 TL idi. Daha yarım dönem olmadan 2,5 TL’ye yükseltildi. Zorla, imza kampanyalarıyla, kantin boykotlarıyla ancak sekreteriyle görüşülebildi, o da şaka gibi olan şu açıklamayı yaptı; ‘’Topluluklar çok para harcıyor, yemekhaneye zam yapmak zorunda kaldık.’’ Ve 2017 yılında yemekhane 3 TL oldu. Küsürat sevmediğinizden sanıyoruz Rektör Hocam (!)

Okulun düzenlediği bir proje var; Bir Öğrenci de sen okut projesi. Her yıl bağış geceleri düzenlenmekte, her dönem başı başvuru formları doldurulmakta ancak bu burs kimlere verilir, kaç para verilir, ne kadarlık periyotlarda verilir bilen yok. 

Okulun Balkan Yerleşkesi’nin (ana kampüs) girişinde bir merkez kütüphanesi var. Kütüphane hem mekan olarak hem de akademik olarak yeterli değilken Erhan Tabakoğlu’nun rektör olur olmaz yürürlüğe giren projesi ne dersiniz? Kütüphanenin yanındaki spor sahalarını yıkıp yerine cami yapmaya çalışmak… Yapmaya çalışmak çünkü 2016’da bir hışımla başlayan cami inşaatı 2017-2018 yılından beri bir adım ilerlemedi… “Bütçe yok…”

Adımını atsanız bütçe sıkıntısına rastlayacağınız bu üniversitede sürekli karşılaştığınız bir diğer şey ise soruşturmalardır. Kentin içinde nefes almanız bile siyasi sayılabilir ve okulda ‘’Neden kent meydanında nefes aldın?’’ soruşturmasına tabi tutulabilir, 6 aylık uzaklaştırma sahibi olabilirsiniz. Trakya Üniversitesi’nin üzerinde kuş uçmaz. Kanat çırptıkları için uzaklaştırılmışlardır. 

Üniversite şehrin girişindedir ve hemen otogarın yanında Mühendislik Fakültesi ve yarı özel erkek yurdu bulunur. Edirne’de ulaşım pahalıdır, yürüyerek 10 dakikada varacağı yere gitmek için hiç kimse 2,5 TL ödemek istemez. Ancak  bu kısımdan yerleşkenin içine girmek isterseniz aydınlatmasız, inanılmaz tenha ve güvenliksiz bir yoldan geçmeniz gerekir. O alanda başınıza gelen herhangi bir şey rektörlüğü ilgilendirmez. Rektörlük alanın içinde değilmiş gibi davrandığımız kısım burası…

Bir öğrenci olarak asla üniversitenin işleyişine dair söz hakkınız bulunamaz. Bahar şenlikleri için davet edilen sanatçılara bile sizin adınıza karar verilir zaten. Fakültenizin bahçesinde bile ders yapabilmek için rektörlükten izin almalısınız. Her fakülte kale gibi korunur ancak akşamları bu güvenlikli ortamda yalnızsınızdır. Kampüsün içindeki 2 kadın öğrenci yurdu ve o yurtların kapısında yatan sarhoş ve sapık erkekler ÖGB’nin görev alanı içine girmez. Ama eğer afiş asacaksanız, sticker yapıştıracaksanız bir temiz dayağınız var. Öğrencileri arabayla ezmişlikleri bile var. 

Trakya halkının çok yaygın kullandığı bir cümle vardır; kaç öte beya. Anlatılan sadece Trakya Üniversitesi’nin hikayesi değil. Anlatılan Namık Kemal Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi yani ülkenin en batısından Kafkas Üniversitesi’ne kadar uzanan bir hikaye. Attığınız her adımda, yaptığınız her hamlede karşınızda olacağız. Yaptığınız her yolsuzluğun, iptal ettiğiniz her öğrenci ve akademisyen projesinin hesabını sormaya, hakkımız olanı almaya geleceğiz. Sizler de bu üniversitelerden öteye kaçarak kurtulabileceksiniz beyaa.