Üniversite öğrencilerinin yaşadığı sorunlara dair sesini çıkardığı ve bir araya gelme çabası içinde olduğunu görüyoruz. Bunun temel nedenlerinden biri öğrencilerin temsiliyet ve katılım mekanizmalarından dışlanmış olmasıdır. Özyeğin Üniversitesi öğrencileri olarak tüm öğrenci arkadaşlarımıza örnek olması için üniversitemizdeki özörgütlülük deneyimimizi paylaşmak istiyoruz.

2008 yılında kurulmuş olan Özyeğin Üniversitesi’nde yaşananları, deneyimlerimizi Özyeğin Komitesi’nin kurulduğu 15 Mayıs 2019’dan öncesi ve sonrası şeklinde anlatmayı uygun buluyoruz.

15 Mayıs 2019’a kadar

Özyeğin Üniversitesi’nde üniversite öznelerinin (öğrencilerin, akademisyenlerin, işçilerin) karar süreçlerinde etkisinin olmadığı bir süreç yaşanıyordu. Bu hali hazırda her üniversite gözlemlediğimiz bir durum. Ancak bunu çeşitli örneklerle açmak istiyoruz.

  • Hiçbir öğrenciye sorulmadan bir gecede bütünlemelerin kaldırılması, yine hiçbir öğrencinin fikri alınmadan bir yıl sonra bütünlemelerin geri getirilmesi.
  • Öğrenim ücretlerine ve yurt ücretlerine öğrencilere sorulmadan yapılan yüksek zamlar.
  • Yemekhane ve ulaşım ihalelerinin öğrencilerden gizli saklı yapılması.
  • Akademisyenlerin sözleşmelerinin çeşitli gerekçelerle uzatılmaması.
  • Taşeron işçilerin haksız şekilde işten atılması.
  • Kulüp çalışmalarına sansür uygulanması, kulüplerin otosansüre zorlanması.

Yukarıda saydığımız ve daha birçok örnekle özetleyebileceğimiz birçok sorun ve durum karşısında Özyeğin Üniversitesi’nde öğrenciler, akademisyenler ve işçiler çoğu zaman seslerini çıkarmış, bir araya gelmenin yollarını aramıştır. Bu süreçte kampüste üniversite özneleri tarafından yönetilen bir alan olan Çayhane kurulmuş ve öğrencilerin ücretsiz çay içip vakit geçirebileceği bir alan yaratılmıştır. Yine başta ulaşım zammına karşı shuttle alanı öğrencilerce işgal edilmiş CarPool dayanışması (araç sahiplerinin aracı olmayanları kampüse getirip, kampüsten götürmesi), Soma Katliamı’ndan sonra kampüste yüzlerce öğrenci yürüyüş gerçekleştirmiş, 10 Ekim’den sonra kampüste öğrencilerce açılan “Hayat kısa katil uzun!” pankartı nedeniyle bursu kesilen öğrencilerin kazanılamaz denilen bursları geri kazanılmış, tüm bu süreçler Özyeğin Dayanışması adı altında öğrenci, akademisyen ve işçilerce birlikte yürütülmüştür. Ne var ki üniversitelerdeki siyasetsizleştirmeden, baskılardan üniversitemiz de etkilenmiş ve bu çalışmalar sönümlenmiştir.

Özyeğin Üniversitesi öğrencileri ayağa kalkıyor, 15 Mayıs 2019’u hazırlayan süreç

14 Nisan 2019’da Mimarlık ve Tasarım Fakültesi inşaatında bir işçi abimizin iş cinayetinde hayatını kaybettiğini haber aldık. Üniversite yönetiminin talebimize rağmen işçi abimizin ismini bile açıklamaması, işçiyi değil taşeron şirketleri savunan tutumları, Rektörlük’ün bu konu hakkında daha sonra sildiği yalan açıklamaları ve daha birçok detayıyla Hasan Demirtaş’ın ölümünün aydınlatılması için çalışmalar gerçekleştirdik. Yazımızın konusu bu değil ancak bu süreç bize öğrencilerin, akademisyenlerin, işçilerin devamlılığı olacak bir birlikteliği olmadığı sürece bilmediğimiz, haberimizin dahi olmadığı birçok vahim sorunun yaşandığını/yaşanabileceğini gösterdi.

15 Mayıs 2019, Özyeğin Komitesi kuruldu!

Yurt ücretlerinin açıklanmasından bir gün sonra WhatsApp gruplarında buluştuk ve neler yapacağımızı konuşmak üzere kampüsün tam ortasında, Öğrenci Merkezi’nde ertesi güne forum yapma kararı aldık. 500’den fazla öğrencinin katıldığı bu forumda sadece yurt değil, ulaşım ve yemekhane sorunları başta olmak üzere birçok konu hakkında yapılabilecekleri kararlaştırarak bu alanlar için Yurt Komitesi, Ulaşım Komitesi ve Yemek Komitesi kuruldu. Yine aynı forumda komitelerin koordinasyonu sağlamak adına ise Özyeğin Komitesi kuruldu.

Gücümüze, beraberliğimize güvenerek herhangi bir izne ihtiyaç duymadan gerçekleştirdiğimiz forumda bizi dinlemeyenlerden yapacağımız hiçbir meşru çalışma için izne başvurmayacağımızı kararlaştırdık. Forumun hemen ardından yurt, ulaşım, yemekhane ücretlerinin indirilmesi ve üniversitenin gelir-gider tablosunun açıklanması talebiyle dilekçe standlarımızı kurduk.

Forumun hemen ardından komiteler çalışmaya başladı

Yurt Komitesi, bu dilekçe standlarını organize etti ve 700’e yakın dilekçe toplandı. Bir yandan da yurtlardan kaldırılan banklar için dilekçe çalışması başlatıldı ve kaldırılan banklar 1 günde eski yerlerine geri getirildi.

Ulaşım Komitesi, kampüsün şehrin dışında olması, yıllar önce öğrencilerin gelmesini sağladığı 3 hat dışında hiç İETT hattının olmaması ve shuttle ücretlerinin çok yüksek olmasından hareketle bir çalışma başlattı. Bu çalışma kapsamında hem öğrencilere hem de Nişantepe Mahallesi sakinlerine ulaşılarak talep edilen hatta yüzlerce mesaj ve aramayla İETT’ye iletildi. Birkaç gün içerisinde kampüs ve Çekmeköy Metro arasında gidip gelen ÇM44 hattı öğrencilerin ve mahallelinin dayanışmasıyla getirildi. Buna ek olarak “Yeniden CarPool!”diyerek öğrenciler arası ulaşım dayanışması artırılmaya çalışıldı.

Yemek Komitesi, yemekhane ücretlerinin yüksekliği ve yemeklerinin sağlıksızlığına karşı yapılabilecekler üzerinde durdu. Üniversitede bir yemekhane boykotu örebilecek gücün henüz olmadığından hareketle hem bu gücü test etmek, hem de öğrenciler arasında dayanışmayı artırmak adına forumdan sadece 5 gün sonrasına Dayanışma Sofrası kurulması kararlaştırıldı. Yüzlerce öğrencinin yaptığı yemekler, birçok işletmenin ve üniversite çalışanının desteğiyle daha sonra ikincisi de yapılarak gelenekselleşecek olan bir sofra kurulmuş oldu.

20 Mayıs Dayanışma Sofrası Forumu

Dayanışma sofrasının kurulduğu sırada Rektör Yardımcısı Özyeğin Komitesi Koordinasyonu’na ulaşarak Rektör’ün görüşme talebini iletti. Dayanışma sofrasının hemen ardından orada gerçekleştirdiğimiz forumda gerçekleşecek görüşmeye her öğrencinin katılma hakkı olduğunu, her birimizin kendimizi ve kolektif çalışmamızı temsil edebileceğini kararlaştırdık. Çünkü bugüne kadar sözde seçimlerle seçilmiş Öğrenci Birliği üyeleri öğrencilerden gizli görüşmeler gerçekleştiriyor ve öğrencilere karşı değil, üniversite yönetimine karşı sorumluymuş gibi hareket ediyordu. Bu anlayışı Özyeğin Komitesi’nde sürdürmeyeceğimizi, üniversiteden şeffaflık talep ederken birbirimize karşı da şeffaf olacağımızı kararlaştırdık.

Bunun sonucunda Rektör’ün görüşme maksimum 4 kişinin gelebileceğini söylemesine rağmen Final döneminde olduğu için gelemeyen çok sayıda öğrenci olsa da görüşmeye 14 öğrenci katıldık. Görüşmeden 1 saat önce yaklaşık 50 kişi toplanarak görüşeceğimiz konuları netleştirdik ve görüşmeden önce sosyal medya hesaplarımızdan üniversite kamuoyuyla paylaştık. Bu görüşmeden her şeyin görüntülü şekilde kayıt altına alınması talebimizi Rektör tarafından reddedilse de ısrarımız sonucunda konuşmaların tutanağı tutuldu ve bir nüshası Rektör’e de iletilerek üniversite kamuoyuyla paylaşıldı.

Bu görüşmede Özyeğin Komitesi üyelerine ve çalışmalarına katılanlara demokratik hak kullanımları için soruşturma açılmaması sözünün alınması, yemekhane ve ulaşım ihalelerine öğrencilerin de katılması, öğrencilere İETT taleplerine dair üniversite tarafından anket açılması ve bunun öğrencilerle birlikte İETT’ye sunulması, yeni dönemde yemekhane ücretlerine %25 indirim yapılması (zam üzerinden %25 indirim verip sözlerini tutmadılar), işçilerin çalışma saatleri dışında da kampüste bulunabilmesinin planlanması, yurtta kalmayan öğrencilerin 02.00’a kadar yurtlara dinlenmek için girebilmesi gibi birçok somut kazanım elde ettik.

Özyeğin Komitesi organize oluyor

Özyeğin Komitesi Koordinasyonu’nda konuşup tartışarak bu süreçte gücümüzü de fark ettiğimizi, hem edindiğimiz kazanımların takipçisi olmak hem de üniversitenin tüm alanlarında yönetilenlerin (öğrenci, akademisyen, işçi) sorunlarını belirleyip birlikte çözüm yaratmak adına Özyeğin Komitesi’ni organize etmeye karar verdik. Bu bağlamda aynı dönemin yaz ayında (geçtiğimiz yıl) Özyeğin Üniversitesi Alternatif Tanıtım Videosu yayınlayarak yeni arkadaşlarımıza ulaştık ve üniversite açılmadan bir ay önce onlarla da bir forum gerçekleştirdik.

Bu döneme kadar Özyeğin Komitesi olarak yaptıklarımızın en azından belirli bir kısmını kuruluş sürecinin önemli olduğunu düşündüğümüzden anlatmaya çalıştık. İlla ki yapamadığımız, eksik kaldığımız çokça şey olduğunu da biliyoruz. 2019-2020 yılı Güz ve Bahar dönemlerinde yeni girişli arkadaşlarımızla onların YKS kitaplarını 11 şehirdeki aday öğrencilere dayanışma amacıyla göndermek, kazanımlarımızın takipçisi olarak çok sayıda İETT hattının kampüse gelmesini sağlamak, Elazığ ve Malatya depremi için dayanışma kolileri hazırlayıp göndermek, birçok kulübün katılımıyla Dayanışma Sofrası kurmak, ücretsiz olan kapalı otoparkların dönemlik 300 TL yapılması sonrası yaklaşık 700 öğrenciyle forum gerçekleştirmek ve bu inatla Türkiye tarihinde öğrencilerin izinsiz gerçekleştirdiği kitlesel bir foruma ilk defa muhattapları getirterek (Rektör Yardımcısı başta olmak üzere üniversite yönetimi) öğrencilerce bu süreçte aldıkları kararlardan ötürü teşhir ederek toplanan 2000 dilekçeyi Rektörlük’e sunmak, birçok öğrencinin fakültelerine ilişkin sorunları karşısındaki taleplerini görünür kılmak, üniversitemizdeki taşeron işçilere ücret ödenmemesi ve salgında ücretsiz izne çıkarılması sorununa müdahil olup çözdürmek, kampüsümüzdeki tacizciyi teşhir ederek üniversitemizden kovulmasını sağlamak, üniversite öznelerinin fanzini Özyeğin Gazetesi’ni çıkarmak, Çayhane’yi yeniden tüm üniversite öznelerinin kullanımına açmak, 25 Kasım ve 8 Mart günlerinde Taksim’deki yürüyüşlere üniversiteden kadınların birlikte gitmesini örgütlemek, pandemi süresince öğrencilerin yaşadığı sorunları form ve raporlarla görünür hale getirmek ve çözülüp çözülmediğini takip etmek, online eğitime geçildiği sırada Rektör’ün yurtların kapatılması kararı karşısında kararlı tutum sergileyerek yurtta kalmak zorunda olan, isteyen öğrencilerin yurtta kalabilmesini sağlamak gibi birçok şeyi binlerce öğrencinin emeğiyle gerçekleştirdik.

Peki ya yapamadıklarımız?

Yukarda saydığımız çalışmaları gerçekleştirmek adına Yurt, Ulaşım ve Yemek Komitesi’ne ek olarak Kadın, İşçi, Kampüste Yaşam, Fakülte, Yayın komitelerini kurmuştuk. Bu komitelerin her biri yukarıda saydığımız işlere dair çalışsa da komitelerin bulunduğu alanlarda kökleşebileceği, adeta tek başına bile kalsa etkili bir güç yaratacak bir şekilde hareket edebileceği bir organizasyonu henüz yaratamadık. Bu önümüzdeki dönemdeki en asli görevimizdir.

Başkanlık, yönetim gibi usullerin doğru olmadığını düşündüğümüzden bu komitelerden kişilerin katılımıyla oluşturulan Özyeğin Komitesi Koordinasyonu çok çalışıp emek verse de ve hatta çok iyi sonuçlar alsa da ÖK’nın kurumsallaşması konusunda eksik kaldık. Çünkü birbirinden farklı onlarca konuda Özyeğin Komitesi’ne ulaşan öğrenciler, akademisyenler ve işçilerin olması Özyeğin Komitesi’nin sahip olduğu imkanlar açısından daha sorumlu davranması gerektiğini ortaya koyuyor.

Tüm üniversite öğrencilerine çağrımız

Sesimizin duyulmadığı, konuşmaya kalktığımızda susturulmaya çalışıldığımız her yerde, en başta da üniversitelerimizde en ortak sorunlarımızdan başlayarak bir araya gelmenin yollarını arayalım. Özyeğin Üniversitesi’nde okuyan iki öğrenci olarak çokça sorun ve sıkıntı yaşadığımız 14 aylık Özyeğin Komitesi sürecinde birlikte yaratmanın, hareket etmenin getirdiği nice güzel dostluklar ve gerek kişisel gerek de kolektif deneyimler kazandık. İstediğimizde dinlenmenin de ötesinde, kararlara etki edebildiğimizi gördük. Bu deneyimleri elimizden geldiğince sizinle paylaşmak istedik ve paylaşmaya da devam edeceğiz.

Son söz yerine,

Öğrenciler bulundukları üniversitelerin niceliksel olarak en kalabalık özneleri, niteliksel olarak en yaratıcı, dinamik özneleridir: Üniversitelerin sahipleridir. Bunu bir an bile unutmadan bu özgüvenle birbirimizle kurduğumuz ikili ilişkilerden, yüzlerce kişinin olduğu forumlara kadar ortak sorunlarımıza karşı ortak hareket edebileceğimiz zeminleri yaratmaya, komiteleşmeye; komitelere katılarak gücümüzün sınırlarını zorlamaya devam edelim.