Bu yazı, geçtiğimiz 17 Temmuz 2020 tarihinde tartışmaya açtığımız ve hala deneyimlerle geliştirilmeye devam eden “Gençliğin Sesi Nasıl Duyulacak?” broşüründen bir kesit. Boğaziçi’nde başlayan ve diğer üniversitelere de yayılan kayyum rektör eylemleri sürerken, broşürü tekrar bütün öğrencilerin ve gençlik hareketinin dikkatine sunuyoruz.

Üniversiteler; öğrenciler, öğretim görevlileri, işçiler, yönetim kadroları gibi çeşitli bileşenlerden oluşan kurumlardır. Bu bileşenler, çeşitli güç dengeleri içinde bir üniversitedeki olağan işleyişi sürdürür veya bunun bir parçası olurlar. Bu süreçler içinde çeşitli sorunlar yaşanabilir. Bu sorunlar, genelde kamu gücüne en uzak bileşenlerin (öğrenciler ve işçiler) aleyhine sorunlardır. Örneğin yemekhane fiyatlarına zam yapılması ya da taşeron çalıştırma gibi. Çünkü bu sorunlar, nadiren üniversite içindeki ilişkilerden de kaynaklansa bile çoğunlukla sorunun kaynağı içinde bulunulan anda yürürlükte olan politikalar, egemen siyaset, üniversiteyle ilişkili olan sermaye grupları veya kolluk kuvvetleri gibi ilk bakışta dışarda olan etkilerin bir sonucu olarak varlık kazanır. Kamu gücüne ve ayrıcalıklarına en uzak olan gruplar bu açıdan, en çok sorunla ve bu sorunlar içerisinde en yaşamsal olanlarla karşılaşır.

Olağan durum, çıkarları en az korunan bileşenlerin en çok ve kesintisiz olarak sorun yaşadığı dönem anlamına gelir. Kantin fiyatları düzenli olarak zamlandırılabilir, kampüsün kullanılmasına yönelik yasaklar artırılabilir, çalışanların ücretleri geriye götürülebilir, öğrencilerin burslarında kesintiye gidilebilir, yurt fiyatlarına fahiş zamlar yapılabilir… Bu süreçte özellikle öğrencilerin haklarına yönelik saldırılar ne kadar çok ve büyükse, öğrencilerin aksi çıkarlara sahip grupların (örneğin sermaye grupları) kazancı o denli büyük olacağından, olağan dönem öğrenciler için sürekli olarak sorunlarla karşılaşmak demektir. Olağanüstü bir dönem ise, yaşanılan bu sorunları kesintiye uğratmak ve mümkünse öğrenciler lehine çevirmek için girişilen bir çalışmayla başlar. Sonuçta kazanım elde edilebilir ya da edilemez ancak olağan süreç, bu girişimin başlamasıyla kesilir ve bundan sonrası kendi lehine mücadele etmek isteyen öğrencilerin akıl, emek ve ilişki gücüne göre seyredecektir. Niyetimiz, memleketin her yerinde yaşadığı çeşitli sorunlar karşısında farklı farklı merkezlerde ayağa kalkan öğrencilerin işine yarayacak, eylemini güçlendirecek ve örgütleyecek bir rehber hazırlayabilmek.

Neye karşı, ne yapmalı? 

Öğrenciler de, diğer toplumsal kesimler ve genel olarak kitleler gibi dönem dönem ayağa kalkarlar. Her zaman olağan dönemde yaşanan sorunların en büyüğüne ya da en çok kişiyi rahatsız edenine karşı değil; o güne kadar birikmiş olan deneyimden ve oluşan toplumsal hafızadan (örtülü de olsa) bildikleriyle, uygun koşullar oluştuğunda herhangi bir sorun öğrencilerin ayağa kalkmasına sebep olabilir. Bu sorun, seçilmiş bir rektörün yerine kayyum atanması olabileceği gibi, bir öğretim görevlisinin bir öğrenciyi taciz etmesi ya da bir polisin bir öğrenciye şiddet uygulaması da olabilir. Bir afişin indirilmesi, ulaşım araçlarına birkaç kuruş zam yapılması ya da kampüste bir ağacın kesilmesi… Çünkü her şey mücadele konusudur ve her koşulda mücadele edilebilir. Ancak bu saydığımız sebeplerden herhangi biri aynı anda farklı üniversitelerde yaşandığında, birinde öğrenciler ayağa kalkarken birinde olağan durum sürebilir. Ancak bizim görevimiz, her koşulda içinde bulunduğumuz toplumsal kesim ya da kesimlerin çıkarlarına aykırı olan durumu durduracak, gençliği mücadeleye katacak bir yol aramaktır.

Broşürün tamamını okumak ve katkı sunmak için tıkla: GSND? Broşürü