Covid-19 Salgını’nın etkileri sürerken giriyoruz 1 Mayıs’a. Bu yıl meydanlarda işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların güçlü sloganları yankılanamayacak ama biz görüyor ve biliyoruz yaklaşan fırtınayı…

Çünkü yılın her günü güvencesiz çalışma koşulları altında ezilen, iş kazalarıyla sakat kalan, iş cinayetlerinde arkadaşlarını kaybeden, borçlarla ekonomik olarak kuşatılan ve devletin tüm ideolojik aygıtlarıyla sesi boğulan, temsil ve katılım mekanizmalarından kovulan milyonlarca emekçinin söyleyecekleri bitmedi hala…

Çünkü hiçbir ücret almadan ev işçiliği yapan, çalışma alanlarında erkeklerden daha düşük ücretlere çalıştırılan, mobbinge ve tacize uğrayan, kadın cinayetlerini gören, bilen, ensesinde hisseden ve erk yargının katilleri akladığına yakından şahit olan milyonlarca kadının söyleyecekleri bitmedi hala…

Çünkü nüfus fazlası olarak görülen, savaşlarda en öne sürülen, yıllarca emek verdikten sonra eline tutuşturulan diplomanın hiçbir işe yaramadığını gören tarihin gördüğü en donanımlı işsizler, milyonlarca genç işsizin söyleyecekleri bitmedi hala…

Çünkü lise, üniversite sıralarında sesi boğulan, sonu gelmez bir eğitim süreci içerisinde yılları çalınan, akranlarıyla yarışa sokulan ve sürekli sınavlarda dirsek çürüten, sürekli borçlandırılan ama gücünden de korkulan ve üniversiteleri sürekli bir kuşatma altına alınan milyonlarca öğrencinin söyleyecekleri bitmedi hala…

Biz milyonlarız, milyarlarız. Beyrut’ta bir bankayı ateşe veren gencin sloganı, Emeklilik hakkı gasp edilen EYT’linin bitmek bilmeyen inadıyız. Santiago’da katil polisler tarafından tek gözünü kaybetse de polisler karşısında slogan atan Gustavo Gatica’nın gözleriyiz, yemekhane zamları karşısında Beyazıt Meydanı’nı yerinden oynatıp zalimleri dize getiren İstanbul Üniversitesi öğrencileriyiz. Paris sokaklarını kuşatan sarı yeleklileriz biz, ODTÜ’de polisinden ÖGB’sine tüm saldırılara karşı üniversitesini savunan öğrencileriz. Cinsel yönelimleri nedeniyle yok sayılan, saldırılara uğrayan ama asla yılmayan LGBTİQ+’larız biz, Taksim yasağını tanımayıp 8 Mart’ta İstiklal Caddesi’nde polis barikatlarını yıkan kadınlarız.

Dedik ya, biz milyarlarız. Dünyanın dört bir yanında “evde kal!” çağrılarına layık görülmeyenleriz. Evde kalamayanlarız. Bazen bir depo işçisi, bazen bir çocuk işçiyiz. Çalışmak için evinden çıkan ve ceza yememek için polisten kaçarken polislerce katledilen 17 yaşındaki göçmen işçi Ali’nin hayalleriyiz.

Görüyoruz, biliyoruz bizi mahkum ettiğiniz gerçekliği. Düşlerinde özgür bir dünyayı taşıyan Ali İsmail Korkmaz’ın ve 17 yaşındaki göçmen işçi Ali’nin kol kola olduğu bir dünyadır bizim dünyamız. Bu dünyayı kurmak için yıkmak gerektiği an zerre çekince duymayacak olanlarız biz.

İşte şimdi, dünyanın dört bir yanından işçiler, emekçiler , gençler, öğrenciler, kadınlar, LGBTİQ+’lar, emekliler, emekliliği gasp edilenler, göçmenler, çocuklar, çocuk işçiler, engelliler… Ezcümle milyarlar olarak söylüyoruz:

Makineleri kırarak başlayan küçük direnişlerimiz büyük yangınlara dönüşmüştü, iyi bilirsiniz. Söndü sandığınız yangınlardan, küçük kıvılcımlardan geliyoruz. Birbirimizden öğreniyor, sloganlarımızı birleştiriyoruz. Bitsin bu zulüm diye, sizin savaşlarınızda ölmeyelim diye, yaşamı kuşanarak ve kavgayı bilenerek yarınlarımız için hazırlanıyoruz dövüşmeye. Bizim kurumlarımızı, örgütlerimizi gasp eden bürokratlarınıza; sesimizi boğan burjuva siyasetçilerine birer tekme vurmak için hazırlanıyoruz. İşgal edilmiş kürsüleri, kuşatma altına alınmış meydanlarımızı geri almak için güçleniyoruz.

Bu 1 Mayıs’ta, Türkiye’de meydanlarda olamayan biz milyonlar #1MayısKürsüsü’nde tüm yaratıcılığımızla bugünlerimizi konuşacak, yarınlarımıza hazırlanacağız. “Yaşasın 1 Mayıs” derken titreyen sesimiz kavgamızda harlanan bir ateşe dönüşecek. Dedik ya, en iyi siz bilirsiniz büyük yangınlara dönüşen direnişlerimizi. Ateşi körüklemeye geliyoruz.

Yaşasın bitmeyen, kasıp kavuracak şanlı mücadelemiz!
Yaşasın en onulmaz hayalleri gerçeğe dönüştürecek kudretimiz!
Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü!

Gençlik Komiteleri