Koronavirüs salgını Türkiye’de de etkisini gösteriyor. Erdoğan’ın bugün yaptığı açıklamada bir kez daha gördüğümüz üzere şirketlerin çıkarı böyle bir durumda bile toplumun çıkarının önüne koyuluyor.

Bütün lise ve üniversitelerin en az üç haftalık ara vermesi, kafe ve bar gibi işletmelerin bir süreliğine kapatılması, ibadethanelerde toplu olarak ibadet etmenin önlenmesi, en az 14 gün süreyle karantina ve evde kalma çağrıları gibi sonuçlarıyla iyiden iyiye salgının günlük hayatımızı etkilediği günlerden geçiyoruz. Virüsün Türkiye’de ilk kez tespit edildiğinin duyurulmasından bu yana, sürekli kişisel önlemler yoluyla kendimizi koruyabileceğimiz söyleniyor ancak durum hiç de öyle değil. Ortak kullandığımız alanlarda, günlük temaslarımız yoluyla yayılan Koronavirüs karşısında toplumsal önlemler alınmadan ve dayanışma ağları kurmadan sağlıklı kalamayacağımızı her gün daha net görüyoruz.

Türkiye’de ilk Koronavirüs vakasının duyurulduğu gün, #14Kural olarak isimlendirilen ve insanların alabileceği kişisel önlemleri anlatan listenin yeterli olmayacağını ancak toplumsal önlemleri içeren #14Talep karşılanırsa halk sağlığının korunabileceğini söylemiştik. O günden bu yana, bu taleplerin yalnızca birkaçının yalnızca birkaç yerel düzeyinde eksik olarak uygulandığını görüyoruz ve bir kez daha bu 14 talebin karşılanmasının aciliyetine vurgu yapıyoruz.

Bu süreçte yalnızca taleplerimizi yaygınlaştırarak, yapılması gerekeni söyleyerek bekleyemeyiz. Acil ihtiyaçlarımızı dayanışma ağları yoluyla karşılayabilmek, doğru bilgi akışını sansürsüz olarak sağlayabilmek, sesimizi yükseltmek ve sesi duyulmayanların taleplerini duyurmak, bilimsel bilgiye ulaşamayanlara öğrendiklerimizi götürmek ve önlem amacıyla yapıldığı söylenen uygulamaların hak gasplarına sebep olmasını engellemek sorumluluğuyla çalışacağız. Koronavirüs karşısında daha dayanıklı olduğunu bildiğimiz bütün genç arkadaşlarımızı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Yakın zamanda gerçekleşen Elazığ Depremi’nde de deneyimlediğimiz gibi zenginlerin bir sağlıklı yaşam hakkı sorunu yok. Düzenin yarattığı tahribatın sorumluları yine sorumluluklarını yerine getirmeyecek ama biz güvenliğimizi alacak; dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz.

Herkesin karantinaya çekildiği evden, çalışmak zorunda bırakıldığı işyerinden, yaşadığı mahalleden, bulunduğu her yerden yapabileceği bir şey mutlaka var!

Ne yapıyoruz ve neler yapabiliriz?

  1. “#14Kural yetmez, #14Talep karşılansın!” diyerek sesimizi yükseltebilir, karşılanması için talepleri yaygınlaştırabilir, eksik bulduğumuz yerleri tartışarak geliştirebiliriz.
  2. Daha önceden bildiğimiz, kriz anlarında yapılan sansür veya internet yavaşlatma gibi uygulamalar karşısında gelişmelerden haberdar olmak ve iletişimde kalmak için Gençliğin İletişim-Haberleşme Ağı’na katılabiliriz.
  3. Başta yaşlılar olmak üzere daha yüksek risk altında bulunan insanların acil ihtiyaçlarını karşılamak varsa evcil hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere apartmanlarda, mahallelerde, ilçelerde dayanışma ağları organize edebiliriz.
  4. Tıp fakültelerinde okuyan öğrenciler olarak, halk arasında hızla yayılan yanlış bilgilere karşı bilimsel bilgiyi ve gerçek önlemleri halkla paylaşmak için Bilim ve Sağlık Komitesi‘ne katılarak çalışmalar yapabiliriz.
  5. Bulunduğumuz farklı kentlerdeki durumu, zorunlu olmayan bir alanda çalıştırılıyorsak çalışma koşullarımızı, çalıştığımız tüm alanlarda alınan veya alınmayan önlemleri, acil ihtiyaçları video, görsel, yazı veya başka bir yolla #KoronaRaporum hashtagiyle paylaşabiliriz. Günlük hayatta kullanmayı çok iyi bildiğimiz teknolojiyi bu amaçla seferber edebiliriz.
  6. Yurtların öğrencilere kapatılması ve gece acilen öğrencilerin yurtlardan çıkarılması gibi, yaşadığımız veya tanık olduğumuz hak gasplarını #KoronaRaporum hashtagiyle duyurabilir, engelleyebilmek için harekete geçebiliriz.
  7. Okuduğumuz kitapları, izlediğimiz filmleri, dinlediğimiz müzikleri, yazdıklarımızı, çizdiklerimizi, bütün üretimlerimizi ve yaşadıklarımızı evde kalmak durumunda olduğumuz zamanlar için #KoronaRaporum hashtagiyle birbirimizle paylaşabiliriz.

Gençlik Komiteleri olarak, ilk günden bu yana bu ağları kurabilmek için çalışıyoruz. Bu çağrımızın ulaştığı bütün genç arkadaşlarımızı kendimizi daha güvensiz, daha yalnız, daha güçsüz hissetme ihtimalimizin olduğu bugünlerde iletişim, dayanışma ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Sen de gençliğin iletişim, dayanışma ve mücadele ağına katılmak için bize sosyal medya, telefon, WhatsApp, mail yoluyla ya da genclikkomiteleri.org sitesindeki iletişim formunu doldurarak ulaşabilirsin!