Mısır’da yaşayan genç bir arkadaşımızla yeni koronavirüs COVID-19’un oradaki etkilerine ve Mısır’ın durumuna dair röportaj gerçekleştirdik. Mısırlı arkadaşımız hayati tehlikesinden ötürü isim paylaşmamamızı istediği için isimsiz olarak yayınlıyoruz.

Soru: Öncelikle merhaba. Biliyorsun ki dünyada COVID-19 adında büyük bir salgın bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen COVID-19 salgını sence Mısır’ı nasıl etkiliyor? Mısır devleti bu salgına karşı nasıl önlemler aldı ve bundan sonra nasıl önlemler alınması bekleniyor?

Cevap: Öncelikle Mısır garip ve bir o kadar da karışık bir ülke. Devletin kontrolü ordunun elinde bulunuyor. Bu sebeple de ordu, ülke yönetiminde istediği her şeyi rahatça yapabiliyor. Bu güç, onlara varlığını kabul etmedikleri sorunlar hakkında çaba sarf etmeme imkanı tanıyor. Biz ise kendimizi özgürce ifade edemediğimizden yönetimden herhangi bir şey talep edemiyoruz. Yani aslında diğer ülkelerin salgına karşı önlem ilan ettiği olağanüstü hal rejimi, Mısır’da 1970’ten beri mevcut ve biz yıllardır OHAL ile yönetiliyoruz diyebilirim.
Hükümet’in hastalığa karşı tutumuna gelecek olursak: Koronavirüs hakkında halka verilen bilgiler gerçeği yansıtmıyor. Yapılan açıklamalar ve verilen rakamlar yalnızca durumu kritik olan hastaları kapsıyor. Yani enfekte olmuş bir yurttaş hastalığın ağır semptomlarını göstermiyorsa ve kritik durumda değil ise, hükümet onu vaka olarak görmüyor. Bu sebeple yalnızca hastalığın ölümcül evrelerini yaşayan kritik vakaların sayısını biliyoruz. Aslında doğru verilerin halk tarafından bilinmemesinin en büyük sebebi, vakaların yatırıldığı hastanelerin orduya ait özel askeri hastaneler olması. Bu askeri hastanelerdeki tüm medikal ve bürokratik işlemler bizzat ordu tarafından yapıldığı için dışarıya hükümetin verdiği bilgiden farklı bir fısıltı dahi çıkmıyor. Önlemlere geri dönmek gerekirse; hükümet 19 Mart’tan itibaren iki hafta boyunca bütün yurt dışı uçuşlarının durdurulacağını açıkladı. Buna ek olarak Dünya Bankası’nın salgına ilişkin verdiği ekonomik talimatları da gerçekleştiriyorlar. Bu hamleler doğru uygulanabilirlerse Mısır olarak güzel sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Zira ülkemizde son 10 yıldır mücadele ettiğimiz Hepatit-C virüsünden yakın zaman önce kurtulduk ve hastalıklarla mücadele etmek konusunda bir pratik birikim olduğunu düşünüyorum.

Soru: Hazır sen değinmişken onu da konuşalım. Mısır’da nasıl bir siyasi atmosfer bulunuyor? Hak ve özgürlükler ne durumda?

Cevap: Mısır’daki siyasi atmosfer hakkında şöyle bir detay vererek başlamak istiyorum, Mısır, Abdel Fettah el-Sisi tarafından yönetiliyor. Sisi, 2013’te yaptığı askeri darbe ile hem Cumhurbaşkanı yetkilerini hem de Genelkurmay Başkanı yetkilerini elinde bulunduruyor. Bir askeri yönetimin başı olarak Sisi, ülkede her konu üzerinde tahakküm kurmuş durumda olan bir diktatör.
Mısır’da demokratik bir ortamın esamesi bile okunmuyor. Herhangi bir yerde devleti ve hükümeti eleştirmeye izin verilmiyor. Muhalefet edilen şey gerçekten var olan bir sorun olsa bile baskıcı devlet buna izin vermiyor. İzin vermemekle de kalmayan devlet, otoritesini muhalefet üzerinde kanalize ederek hukuksuz yargılamalar yapıyor. Bu yargılamalar ise haliyle pek çok insanın hayatına ve geleceğine mâl olabiliyor. Sisi Hükümeti’nin destekçisi olan pek çok hükümet, bu yargılamalar esnasında veya sonrasında Mısır’ı terk etmek/iltica etmek isteyen insanlara kendi sınırlarını açmıyor ve Mısır’a iade ediyor. Tam anlamı ile bir diktatörlük yönetimi altında yaşıyoruz. Dolayısıyla da Mısır’daysanız ve bir ABD vatandaşı değilseniz pek çok haktan, özellikle de ifade özgürlüğünden mahrumsunuz demektir.

Soru: Peki hastanelerinizin durumu nasıl? Orduya ait pek çok özel hastanenin olduğunu söyledin. İnsanlar bu hastanelerden ücretsiz olarak yararlanabiliyor mu? Veya devlet hastanelerinin durumu nedir?

Cevap: Ülke genelinde hastaneler de dahil olmak üzere Silahlı Kuvvetler’in sunduğu hiçbir hizmet ücretsiz değil. Sağlık sektöründe yalnızca devlet hastanelerinde ücretsiz hizmet görebiliyorsunuz. Onların durumu ise içler acısı. Buna kısa süreli bir istisna olarak; Dünya Bankası, Koronavirüs dolayısıyla ülkelere fon ayırdığı için şu sıralar orduya ait özel hastanelerde sağlık kontrolleri ücretsiz olarak yapılıyor. Fakat dediğim gibi, Dünya Bankası tarafından verilecek bu fon olmasaydı bu hastaneler yine ücretli hizmet veriyor olacaktı.

Soru: Peki halihazırda Mısır’da bir karantina durumu mevcut mu? Sokağa çıkma yasağı var mı? Yok ise eğer sence önümüzdeki günlerde böyle önlemler gündeme gelecek mi?

Cevap: Az önce de söylediğim gibi ülkede askeri bir dikta rejimi olduğu için her şey Başkan’ın iki dudağı arasından çıkacak kelimelere bağlı. Başkan böyle bir karar almak istediğinde kimse o yasağa karşı koyamaz. Yasaktan ziyade, daha çok bir sıkıyönetimden bahsedebiliriz Mısır’da. Sokaklarda silahlı bir şekilde devriye atan askeri birlikler vasıtasıyla uygulanan karantinanın denetimi sağlanıyor. Akşam 7’den sabah 6’ya kadar sokağa çıkmak yasak.

Soru: COVID-19 vakalarının yayılma hızı nasıl peki? Devletin bu konuda şeffaf olmadığını söylemiştiniz. Açıklanan vakaların artış hızı -en azından kritik vakaların artış hızı- ne durumda?

Cevap: Dediğim gibi Hükümet vaka sayılarının açıklanması meselesinde şeffaf değil. Açıkladıkları vakaların sayısının eksik olduğunu ve artış hızının daha fazla olduğunu biliyoruz.

Soru: Günde ortalama kaç kişi COVID-19 testine tabi tutuluyor?

Cevap: Mısır’da COVID-19 testi için işler biraz farklı işliyor. İnsanlar bir hastalık belirtisi ile rahatsızlanarak hastaneye gitmediği sürece enfekte olup olmadığını öğrenemiyor çünkü ülkemizde COVID-19 testi yaklaşık olarak 100$ ve bu miktar halkın çoğunun maaşlarının yarısına denk düşüyor.

Soru: Karantinada tutulan insanların yiyecek ihtiyaçları veya diğer temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor mu?

Cevap: Evet karşılanıyor. Hastanede yatırılan insanların ihtiyaçları hastane bünyesinde karşılanıyor. Evde karantina altına alınan yaklaşık 300 civarı yurttaşın ihtiyaçlarını ise Silahlı Kuvvetler karşılıyor.

Soru: Peki virüs salgını işçilerin durumunu olumlu veya olumsuz anlamda nasıl etkiledi?

Cevap: Açıkçası işçilerin durumu konusunda hiçbir bilgim yok. Hükümet tarafından herkese evde kalınması gerektiği söylendi ve bu talimat ordunun silahlı devriyeleri ile denetliyor. Bu yüzden iş hayatı elbette etkilendi fakat çalışanların karantina koşullarının ne olduğu konusunda bir bilgim ne yazık ki yok.

Soru: Mısır Hükümeti’nin hastalığa dair bir tedavi bulma yolunda attığı herhangi bir adım var mı? Dünya çapındaki tedavi çalışmalarında ülkenin yeri nedir?

Cevap: Hükümet, tedavinin özellikle ABD tarafından bulunarak dünyaya yayılacağına inanıyordu. Fakat ABD Başkanı Donald Trump özelinde ABD’nin tedavi çalışmaları konusundaki bencil tutumu sebebiyle Mısır Hükümeti kendi tedavisini bulmak gibi bir tercihte bulundu. Hepimizin de bildiği gibi bu virüsün tedavisini bulmak zor ve zaman alıcı. Aynı zamanda her ülkenin tek başına kolayca başarabileceği bir bilimsel çalışma değil. Mısır televizyonu da böyle düşünmüş olacak ki hastalığın tedavisinin Avrupa’dan beklendiğine dair yayınlar yapıyor ve tedavi çalışmalarında Avrupa’nın ABD’den çok önde olduğunu söylüyorlar..

Soru: Mısır’daki uzmanlar salgın hakkında ne gibi çalışmalar yürütüyor? Mısır, Avrupa’dan bir tedavi yolu beklerken kendi yöntemini de yaratabilir mi?
Cevap: Uzmanlar ve Hükümet, hastalığın semptomlarının ve şiddetinin grip ile aynı olduğunu, yalnızca yaşlı vatandaşlar için tehlike yarattığını ve gençlerin bu hastalığı rahatça atlattığını söylüyor. Bence Mısırlı bilim insanları kendi imkanları ile bir tedavi keşfedebilirler.

Soru: Halihazırda enfekte olmuş hastaların iyileşmesi için ne yapıyor Mısır’daki sağlık kuruluşları? Hiç iyileşen vaka oldu mu?
Cevap: Hastanelerde tedavi için hastalara antibiyotik ilaç tedavisi uygulanıyor. Fakat bununla birlikte bir de hastaların psikolojilerinin güçlü kalması için onlara iyi olacakları anlatılıyor ve rahatlatılıyorlar. Uygulanan destekleyici tedavi sayesinde bugüne kadar ülkemizde 50 kadar kişi iyileşerek taburcu oldu.

Soru: Sence Mısır adına Koronavirüs ile mücadele nasıl sonuçlanacak? Hastalığın kontrol altında tutulabileceğini düşünüyor musun?
Cevap: Bence Koronavirüs ile bugüne kadar olan mücadelemiz başarılı idi. Buradan sonra da başarıyla ilerleyeceğimizi düşünüyorum. Zira 100.000.000 nüfuslu bir ülke olmamıza rağmen bize açıklanan vakaların sayısının diğer ülkelere oranla düşük olması, vaka artış hızının korkutucu oranda çok olmaması iç açıcı sonuçlar. Tabi biz vaka sayısını hükümetin ilan ettiği oranda bilebiliyoruz fakat ben yine de COVID-19 salgınında Mısır’ın diğer ülkere nazaran çok daha iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum.