Gençlik Komiteleri: İletişim, dayanışma, mücadele ağı

Yeryüzünde küçük kargaşalar var, vaziyet müsait!*

Bütün dünyada dipten bir dalga geldiğini söylemiştik.** Devletlerin, şirketlerin, baskıcı yönetimleriyle liselerin, üniversitelerin, atölye ve seri üretim merkezlerinin, köşe başları tutulmuş mahallelerin duvarlarına çarparak büyüyen bir dalga. Milyonlarca gencin cüretkar veya çekingen eyleminden, değiştirmeye veya değişmeye meyyal fikrinden, yalnız kendi güç ve imkanından doğan yeni bir dünyanın kıyılarına vuran bir dalga.

Bugün, Türkiye’de ve dünyada gençliğin birbirinden habersiz, bildiğimiz anlamda örgütlü olmayan, çoğunlukla savunma veya direniş olarak anılan, muhtevası birbirinden farklı talepleri aynı anda içerebilen eylemleri büyüyor. Uzunca bir geri çekilme döneminin ardından bu eylemler, adı sanı bilinmez sıradan gençlerin, isimsiz, imzasız, anonim bir kuşağın dağınık biçimde her geçen gün daha çok direnmesiyle belirginleşiyor. Gençler arasında kavranması zor, kimliği belirsiz, başka türlü bir örgütlülük gelişiyor. Öngörülmesi her zaman mümkün olmayan, kendiliğinden gelişen eylemlerle kaldırdığımız baş, henüz geçmiş kuşakların yenilgilerinin olduğu raflara çarpmadı. Gökyüzüne doğru görüş alanımız geniş, ufuk çizgisi belirsiz ama seziliyor. Bütün dünyada, kendi memleketlerimizin siyasal iktidarlarına, küresel egemenlere, müdürlere, rektörlere, mahkemelere, hayatımızı kuşatan bütün gölgelere karşı kendimizi bir güç olarak inşa etmenin ipuçları ve olanakları gündelik hayatımızın kesintisiz anları içinden geçiyor.

Biz, Gençlik Komiteleri olarak bu olanakları sahici bir alternatife, gençliği düzenin tam karşısında yerleşik ve hararetli bir güce dönüştürmeye kararlıyız. Bu ihtimalin yüksek inancıyla çalışmaya, bu tersine akacak dereye su olup karışmaya, burada mayalanmaya hazırız. Hayatını üç beş mülk sahibinin servetinden, onların siyasal iktidarlarının hakimiyetinden kurtarmaya çalışan her genç kadar hazırız. Yoldaşlığın, bu ortak kaderin ve ortak karşı çıkışın içinden yetiştiğini; kurucu eylemin ve fikrin toplumsal hayatımızdan doğduğunu öğrendik. Şimdi bu deneyimin ufak ya da büyük her direnişle yaygınlaştığını, kurucu bir gençlik hareketine olan ihtiyacın her zamankinden daha yoğun olduğunu görüyoruz.

Bugünün sahici gençlik hareketini yaratmak dışında herhangi bir çıkar gözetmiyoruz. Kafaları ve kalpleri kuşatan bir hareketin yokluğunda kendiliğinden gelişen mücadelelerin, oluşturulan dayanışma ağlarının, yeni iletişim yöntemlerinin içinde yetişmeyi ve bunları büyütüp birleştirmeyi görev olarak görüyoruz. Bu dağınık, inişli çıkışlı toplumsal gençlik hareketlerinin, sürekli ve düzenin absorbe edemeyeceği hale nasıl geleceği üzerine kafa yormaktan bir an olsun vazgeçmiyoruz.

Üç hakikat ve bir tartışma süreci

Bu çabanın kaynağını hakikatten alıyoruz: Gençlik bugün, diğer toplumsal kesimlerden açıkça ayrılabilecek kesinlikle anti-otoriter ve tek adam karşıtı. Düzen dışı eğilimler taşıyor. Bunu her karar anında gösterdi: Gezi’de sokak sokak direndi, forumlarda tartıştı, dayanışma ağlarıyla bütün bir zamanı ve mekanı kuşattı, en yüksek ses ve sloganlarla mücadeleyi büyüttü. Seçimlerde herhangi bir parti ve/veya örgüt aidiyeti olmaksızın AKP ve Erdoğan’ın karşısında yer aldı, gördüğü en popüler/kuvvetli odağa destek verdi. Cerattepe’de, Kazdağları’nda, ODTÜ’de, Kavaklık’ta, Amed’de, Taksim’de, İstiklal’de, Üniversiteme Dokunma günlerinde Beyazıt’ta, irili ufaklı onlarca direnişte derdini bütün memleketin gündemine taşıdı, bu direnişlerde uyudu, buralarda sabahladı, nöbet tuttu, işgal etti. Erkeklik karşısında en sıkı direniş hattının, kadın mücadelesinin en ileri özneleri, en mücadeleci unsurları oldu. Derdini sokak duvarlarında şiir olarak yazdı, mahalle aralarında Türkçe rap olarak söyledi. Dergilerin muhalif görünen kapaklarını, alt kültürlerin bilindik fotoğraflarını duvarına poster olarak astı. Düzenin ona dayattığı bireyselleşme ve geleceksizliğe karşı kendi dayanışma ve yaşam pratiklerini oluşturdu. Fakat bu pratikleri düzenin kendine dayattığını yıkmak ve dönüştürmek üzere değil ondan kaçmak üzerine kurdu ve kurmaya devam ediyor. Her şey gözümüzün önünde yaşanıyor. Müdahale edilmedikçe, büyütülmedikçe, buralarda kökleşilmedikçe düzen tarafından yutulmaya ve içerilmeye meyyal bu coşkuyu bir fırtınaya dönüştürme gayretiyle adımlıyoruz yolları.

İkinci hakikat: Gençlik, tek adam karşıtı ve anti-otoriter eğilimleri güçlü de olsa herhangi bir parti/örgüt aidiyeti kurmaktan imtina etti. Bütün siyasal aktörlerin odak noktası olmasına karşın kendi temsilini geliştireceği bir odak bulamadı. Çünkü varolan tüm yapılar (iktidar veya muhalefet) gençliğin özne haline gelmesini; taşıdığı düzen dışı eğilimler ve dinamizmi nedeniyle tehlikeli buldu. Düzen; onu oyalamak, kendine mecbur etmek, geleceksizlik ve temsiliyet kriziyle nihilizme sürüklemek, işsizlikle hem ucuz iş gücü sağlamak hem de onun yeteneklerinin ve enerjisinin bir anlamı olmadığını düşündürterek ehlileştirmek istedi.

Üçüncü hakikat: Varolan yapılardan bilinçli olarak uzak duran gençliğin Türkiye siyasal hayatının en önemli anlarında belirleyeci olması net bir şekilde herkese gösteriyor ki gençliğin kendini, bugünü ve geleceği yönetmeye dair bir ilgisizliği yok. İlla bir şeylere karşı ilgisizse bu; bürokratik, dinamizmini yitirmiş, sözünün ve taleplerinin değersiz görüldüğü, retorik dışına çıkamayan yapılara karşı bir ilgisizlik. Gerçekte varolan şey ise gençliğin kendi kendini yönetmeye dair gün geçtikçe derinleşen arayışı.

Gençlik Komiteleri olarak bu hakikatler doğrultusunda gençliğin nihilizm ve devrimcilik arasında salınan arayışına müdahale etmek için uzun bir tartışma süreci örgütledik. Bu tartışma sürecini, kerameti kendinden menkul programlar ya da sofist yoğunlaşmalar ile değil bugünün pratiğinin bizzat kendisine yoğunlaşarak, gençliğin biriktirdiği deneyimler ve yarattığı mücadeleler üzerine inşa ettik.

Gençliğin hali hazırda kendi içerisinde örmüş olduğu iletişim, dayanışma ve mücadele pratiklerinin birbirinden haberdar olması, yeri geldiğinde yan yana gelmesi, farklı toplulukların ve ağların beraber hareket etme kabiliyetini güçlendirmesi için gerekli araçları üretmeye yoğunlaşmalıyız. Çünkü mevcut iletişim ve dayanışma ilişkileri; tekil, geçici sorunlar üzerine kurulduğu ve yan yana gelemediği için dağılıyor. Bu da her seferinde bu ilişkileri baştan örmemizi gerektiriyor. Birbiriyle sürekli olarak temas etmeyen bir toplam, yenilgi ve yerinde sayma hissine maruz kalıp yılgınlık ile en nihai sonuç olan çözümü düzen içi mekanizmalarda arama yolunu izliyor.

Nereden geliyoruz, neye çağırıyoruz?

Gençlik Komiteleri’ni, gençlik hareketinin bugünkü ihtiyaçları doğrultusunda yeniden kuruyoruz. Gençliğin sermaye ve devlet karşısında güçlenmesi, temsiliyetinin artırılması için “iletişim, dayanışma ve mücadele ağı” olarak organize oluyoruz. Varolan ağları kuvvetlendirmek ve yan yana getirmek, olmayan yerlerde bu ağları inşa etmek üzere çaba sarf etmeyi görev biliyoruz. Gençliğin, ekonomik ve politik talepler etrafında birleşebilmesi; akademik, kültürel, sanatsal ve sosyal ortamlarda bir araya gelebilmesi, üretebilmesi ve paylaşabilmesi için çalışacağız. Gençlerin yalnızlaştırıldığı, birbiriyle rekabete zorlandığı, bencilliğin bir değer olarak sunulduğu her an; dayanışma ağları örgütleyecek, kendimiz gibi sorunlarla boğuşan milyonların olduğunu hatırlatarak dayanışma çağrılarını benzerlerimize yayacak iletişim ağlarını kuracağız. Gençliğin ortak sorun ve talepleri üzerinden mücadele ağları inşa edeceğiz. Tek bir gencin bile yalnız olmadığını hissettirecek, en ufak karşı koyuşlarımızı bile büyütüp isyanlaştırabilecek; kabiliyeti yüksek, hızlı hareket eden, yaygın tartışılan, bir gençlik hareketini kurmaya mahir olabileceğini düşündüğümüz bir forma geçtiğimizi ilan ediyoruz.

Her bir genç arkadaşımıza, dostlarımıza çağrımız: Asla yalnız yürümeyeceksin. Hayatlarımızı egemenlerin hakimiyetinden kurtarabiliriz. Varlığını sürdüreni değiştirebiliriz, olmayanı yaratabiliriz. Kendimizi var edebiliriz. Elimizi kaldırabiliriz, kollarımızı kenetleyebiliriz, omuz omuza durabiliriz. Sermayenin ve onun siyasal iktidarının karşısında gerçekliğimizi amfilerden sokaklara, dar mutfaklardan dayanışma sofralarına, karanlık ve küçük evlerimizden kalabalık ve güneşli parklara taşıyabiliriz. Çünkü Ulrike’den mülhem: buralardan geliyoruz!*** Komiteler kur, meclislerde sesini yükselt, forumlar düzenle, örgütlen, Gençlik Komiteleri’ne katıl!

Kulüplere, topluluklara, fanzinlere çağrımız: Birlikte tartışarak, üreterek, eyleyerek, paylaşarak var ettiklerimizi birleştirelim, bir araya gelelim. Alanlarımız daraltırılırken, üretimlerimiz değersizleştirilirken, etkinliklerimiz baskılanırken çalışmalarımızı büyütelim. Sözümüzü ve fikrimizi yaygınlaştıracak ağları kuralım. Nasıl ki onlar bütün hayatımızı işgal ederek bizi tehdit ediyorlarsa, hayatın bütün alanlarını kuşatarak var olmak üzere kesişim alanlarımızı artıralım.

Dayanışmalara, komitelere, forumlara çağrımız: Gençliğim temsiliyetini kurmak ve geliştirmek üzere hızlanalım. Yerellerden yaygınlaşalım, yaygınlaştırdığımızı bütün yerellerde etkin kılalım. Katılım mekanizmalarından dışlanmış, araçları elinden alınmış gençliğin bütün çatlaklardan sızan coşkusunu buluşturalım. Barajlara taşıdığımız suyu, yıkıcı bir sele dönüştürelim. Eşitlik, kardeşlik ve şeffaflıkla gençlik adına söz söyleyebilecek bir megafon icat edelim. Gençliğin büyük oranda sezgiye dayanan iradesini, bilgi ve deneyime dayanan siyasal olgunluğa çoğaltacak mücadele birikimini kuralım.

Gençliğin iletişim, dayanışma, mücadele ağını kurmak için ileri!

Dipnotlar:
* Mao Zedong’tan mülhem, “Yeryüzünde muhteşem bir kaos var, vaziyet harika!”
** Gençlik Komiteleri, Gençliğin Özgürlük Manifestosu
*** Ulrike Meinhof, “Nereden geliyoruz? Ayrı ayrı bitişik evlerde izole olmaktan, beton varoş şehirlerden, hapishane hücrelerinden, yetimhanelerden ve özel ünitelerden, medyanın beyin yıkamasından, tüketicilikten, bedeni cezadan, şiddeti reddeden ideolojiden, depresyondan, hastalıktan, rezaletten, utançtan, insanların alçalmasından, emperyalizm tarafından sömürülen bütün bir halktan geliyoruz.”